“bilinen şeyleri yazmanın dayanılmaz cazibesi “olayı..


—utanmayın tabi birader ,herkes hata yapar ,ama bunu siz istediniz ,şimdi ben istemediğim halde aynı sıkıntıları aynen yaşıyoruz ,ama ben kafam bozulunca basıyorum kalayı , ama sen utanıyorsun,sıkılıyorsun ,aman sabır edelim daha iyisi mi var ki bekleyelim ,belki açılır diyorsun , açık açık ,biz  istedik tama ama siz de kenardan baktınız be kardeşim de demiyorsunuz ,aslında öyle desen haklısın aslında ,doğru olmak ,haklı olmak ama yalnız olmak yetmiyor ,olay ;kolay anlaşılır ama çok yaygın olmak ,pahalı ve acayip kıymetli olmak her zaman ucuza yenilir …

—-sen geç bunları be kardeş senin kisi “bilinen şeyleri yazmamanın dayanılmaz cazibesi “olayı..

—-o da ne be arkadaşım ?

—-ne olacak ,sen herkesin zaten bildiği şeyleri yazmaktan acayip zevk alıyorsun ,artık ihtiyar heyeti muhabbetine döndü senin yazılar…

—-genelleme yapma ,genelleme yapma ! Her gün istakoz mu yiyeceğiz kardeşim , sana utanma diyorum ,aslında kısaca ,utanma yani sen bir hata yapmışsın ben daha büyük hata yapmışım , seç de gör gününü demişim , yatmışım kulağının üstüne

—-tamam bilinen şeyler ,her gün anlatsan ne olacak ? mevzu o kadar büyük ki basit ve bilinen şekli ile anlatmak adamlara ekmek vermek gibi , en iyisi kendini çelikle ,toprak  tenekeleri nasıl olsa  çürütür…

Özkan